Kiş Adası nerede?

IMG 0395 576x1024 - Kiş Adası nerede?
Kiş Adası, İran, 20 Ocak 2018

İtiraf etmeliyim ki, Kiş Adası ismini ilk duyduğumda, ben de bu soruyu sormuştum: “Kiş Adası nerede?” İran’a ait böyle bir adanın var olduğundan haberim bile yoktu.

Basra Körfezi’nin incisi olarak da bilinen Kiş Adası, Anakara’ya 19 km mesafedeymiş. Başkent Tahran’dan kalkan yerel havayollarına ait uçaklarla Kiş’e ulaşabilirsiniz. Yalnız dikkat etmeniz gereken bir husus var. İran’a uygulanan ambargo nedeniyle hava taşıtları maalesef çok da yeni değil. Öyle ki “McDonnell Douglas” gibi artık var olmayan üreticilerin uçakları dahi İran’da kullanılıyor.

Kiş Havalimanı, görüp görebileceğiniz en küçük ve şirin havalimanlarından biri olabilir. Ankara’da yaşayanlar neden bahsettiğimi anlayacaktır, havalimanı binası Batıkent’teki GİMSA binası kadar bir yer.

İran yönetimi, Anakara’nın aksine adayı bir nebze serbest bırakmış durumda, ki bunun da geçerli tek sebebi var: Turizm. İran, 91.5 kilometrekare genişliğinde ve 26.000 kişilik bir nüfusa sahip olan adayı, bir “İslami turizm” cennetine çevirmek için oldukça uğraşıyor. Ada’ya girişlerde belli süre için vize şartı aranmaması ve Ada’nın serbest bölge kabul edilmesi gibi kolaylıklar bu çabanın örneklerinden.

Ada, bölge insanları arasında “Küçük Dubai” olarak da biliniyor. Özellikle turizme elverişli hava durumu ve iklim koşulları da bu durumu etkiler cinsten. Ocak ayınca insanlar gayet rahat yüzebiliyordu mesela.

Olur da Kiş’e yolunuz düşerse, gün bitiminde batık Yunan gemisini kesinlikle ziyaret edin. Jirokopter adlı küçük helikopter ile ada üstünde kısa bir tur atmayı da ihmal etmeyin. Şahsen binme şansım olmasa da, ben Ada’da iken başımızın üstünden vızır vızır geçişleri iç gıcıklayıcıydı. İran’ın başka bir yerinde göremeyeceğiniz uçsuz bucaksız plajları ve suların üzerine inşa edilen Maldivleri aratmayacak otelleri ile Kiş’i seveceğinizi düşünüyorum.

Ada’nın sıcak ikliminden bunaldıysanız, buyrun sizi Moskova’nın buz gibi Kızıl Meydanı’na, Aziz Vasil Katedrali’ni görmeye davet edelim.

Aziz Vasil Katedrali, Rusya – Kremlin gibi ama değil

IMG 0393 576x1024 - Aziz Vasil Katedrali, Rusya - Kremlin gibi ama değil
Aziz Vasil Katedrali, Moskova, Rusya, 12 Mart 2017

Ülkemizde bilinen ismi ile Aziz Vasil Katedrali’nin tarihi, Rus Çarı Korkunç İvan’ın bir zafer sonrası verdiği emirle başlıyor. Korkunç İvan, Kazan’ın Moğollardan alınmasının nişanesi olarak 1560 yılında Katedrali inşa ettirmiş. Hakkında dolaşan bir şehir efsanesi ise, İvan’a neden “Korkunç” isminin verildiğini doğrular nitelikte. Hikayeye göre Çar, Aziz Vasil Katedrali’ni yapan Barma ve Postnik Yakovlev’in gözlerini kör ettirmiş, sırf “böyle eşsiz başka bir bina yapamasınlar” diye.

Aziz Vasil Katedrali sıklıkla Kremlin Sarayı ile karıştırılsa da, ikisi farklı binalar. Aslında mimari olarak alakaları bile yok denilebilir. Katedral ilk yapıldığında, Kremlin’in beyaz taşlarıyla uyumlu olması için beyaza, kubbeleri ise sarıya boyanmış. Zaman içinde ilk haline çeşitli eklemeler yapılsa da, 1860’ta yapılan tadilatla Aziz Vasil Katedrali, soğana benzeyen kubbeleri ve rengarenk görünümü ile günümüzdeki halini almış.

Sovyetler Birliği döneminde Stalin’in, Kızıl Meydan’daki geçit törenlerini engellediği sebebiyle Aziz Vasil Katedrali’ni yıktırmayı düşündüğü, ancak mimar Pyotr Baranovsky’nin çabaları ile Katedrali kurtarmayı başardığı söylenir. Baranovsky’nin çabaları Katedrali kurtarsa da, karşılığında beş yıl hapis yatmasına engel olamamış.

Olur da Moskova’ya yolunuz düşerse, günümüzde Müze olarak kullanılan Aziz Vasil Katedrali’ni 11.00-17.00 saatleri arasında gezebilirsiniz. Katedralin salı günleri kapalı olduğunu unutmayın tabi.

Soğuk Rus ikliminden sıkıldıysanız ve biraz Avrupa havası almak isterseniz, buyrun sizi Avrupa’nın en eski alışveriş merkezinin hikayesine alalım.

Avrupa’nın En Eski Alışveriş Merkezi: Saint-Hubbert Royal Galleries, Belçika

IMG 0390 576x1024 - Avrupa'nın En Eski Alışveriş Merkezi: Saint-Hubbert Royal Galleries, Belçika
Fotoğraf: The Saint-Hubbert Royal Galleries, Brüksel, 26 Mayıs 2017

Pek çoğumuzun bildiği üzere, İstanbul’un ve belki de Dünya’nın en eski alışveriş merkezi Kapalıçarşı olarak kabul edilir. Peki Avrupa’nın en eski alışveriş merkezi nerede biliyor musunuz?

Cevabımız belki de bazılarının aklında belirdi bile. Avrupa’nın en eski alışveriş merkezi olarak kabul edilen “Saint-Hubbert Royal Galleries”, mimar Jean-Pierre Cluyseaner tarafından çizilmiş ve 1846-1847 yılları arasında inşa edilmiş. Kompleks, “The Queen’s Gallery, The King’s Gallery ve The Princes’ Gallery” olmak üzere üç ana binadan oluşuyor. Alışveriş Merkezi’nde, kuyumcu, kafe ve Belçika çikolatası satan dükkanların yanısıra, kitapçı, sinema ve tiyatro da bulunuyor.

19.yy İtalyan saraylarından esinlenilerek yapılan Kompleks, cam tavanıyla ve adeta bir koridoru anımsatan uzunlamasına yapısıyla dikkat çekiyor. Brüksel’e gittiğinizde, her yıl yaklaşık 6 milyon kişinin ziyaret ettiği Avrupa’nın bu en eski alışveriş merkezine uğramayı ihmal etmeyin.

Tabi ki bu güzel alışveriş merlezi, ne Brüksel’de yapılacaklar listesinin sıralamasını, ne de Brüksel’den ne alınır sorusunun cevabını değiştiriyor: eşsiz Belçika çikolataları. Allah’tan sadece çikolata değil, pastacılık/bisküvicilik sektörünün çok lezzetli örneklerini de St. Hubbert Royal Galleries’te bulabilirsiniz. “Bon appétit”