İngilizce Öğrenmek: Kelime Delisi’nin Manifestosu

IMG 6546 - İngilizce Öğrenmek: Kelime Delisi'nin Manifestosu
İngilizce Öğrenmek: Orhun Yazıtları’ndan bir kesit, Moğolistan

Yabancı dil öğrenmek… Biraz özele inelim, halihazırda en elzem olanı İngilizce öğrenmek… Bir ileri aşamaya alalım, İngilizce konuşmak ve bu yeteneği günlük hayatta/iş ortamında kullanmak. Hepimiz için artık bir zorunluluk haline geldi değil mi? Öyle görünüyor.

Türkiye’deki güncel iş piyasasında, özellikle de kariyer hedefi olan bir pozisyona namzet iseniz, en azından çağımızın Lingua Franca‘sı (ortak dil/köprü dil) olan İngilizce bilmeniz kaçınılmaz bir şart.

Peki Türk halkının yüzde kaçı İngilizce konuşuyor? Avrupa Birliği ile ilgili araştırmalar yapan istatistik kurumu Eurostat’ın, 25-64 yaş arası yetişkin katılımcılarla yaptığı “İkinci Dil Konuşma Yetenekleri” ile ilgili bir araştırmanın sonuçlarına bakalım. Türkiye hakkında maalesef veri bulunmuyor. Listenin sonunda kim var dersiniz? Pek çoğunun tahmin edebileceği üzere İngiltere. Anlaşılan Britanyalılar heryerde İngilizce olarak anlaşabildiklerinden, ikinci bir dil öğrenme gereği duymuyorlar.

Araştırmada Türkiye hakkında veri bulunmasa dahi, biraz akıl yürütelim, Türk halkının İngilizce öğrenmek konusundaki duruşu nasıldır? Peki Türkçe’nin global geçerliliği nedir? Edirne’den sonra Türkçe ile ne yapabiliriz? Tartışılır. Kişisel tecrübelerim, Almanya ve Azerbaycan’da hayatta kalabileceğinizi gösteriyor. Bu istisnalar haricinde, BM’ye üye geri kalan 190 ülkede şansınız biraz zayıf.

Sonuç olarak yine başaldığımız noktaya geliyoruz: o İngilizce öğrenilecek. Peki nasıl İngilizce öğrenilir? Bize göre çekirdekteki faktör kelime bilmek. Blogumuz da bu konu üzerine kuruldu. Diğer tüm faktörler inşaata konulan tuğlalar is, kelimeleri, tuğlaları yapıştıran harca benzetebiliriz.

Kelime bilmeden makaleyi bırak paragraf bile yazamazsınız, kısır kalır, tükenirsiniz. Birkaç basit cümleden öteye geçemezsiniz. Konuşamazsınız, dinlediklerinizi anlayamazsınız. Kısacası tüm dünyada geçerliliği olan TOEFL ve IELTS gibi modern İngilizce yeterlilik sınavlarını bırakın, ülkemizde uygulanan ve yazma, konuşma, dinleme yeteneklerini ölçmeyen genelgeçer sınavlarda (YDS, YÖKDİL, YKDSİL gibi) bile batarsınız.

İngilizce kelime nasıl öğrenilir?

Peki nasıl İngilizce kelime ezberlenir? İşte Kelime Delisi’nin çıkış noktası olan bu yakarışta bile, aslında kelime öğrenirken yapılan en büyük hatayı görebilirsiniz. Kural 1: İngilizce’de veya başka bir dilde, kelime ezberlenmez. Öğrenmeniz gerekir. Ezberlediğiniz kelimeler bir haftaya kalmaz patates olacak, hafızanızdan uçup gidecektir. Ancak İngilizce kelime öğrenmek amacıyla yola çıkmanız halinde işler değişir.

O zaman yakarışımızı değiştirelim: Nasıl İngilizce kelime öğrenilir? Kelime Delisi olarak geliştirdiğimiz bir yöntem var. Aslında çoğunuzun bildiği ama uygulamadığı, oldukça basit bir yol. Gerek instagram, gerekse fotoğraf hikayeleri blog postlarımızı incelerseniz göreceğiniz yöntem bu. Nasıl mı? Basitçe açıklarsak, kelimeleri tek tek öğrenmiyoruz. Birbiriyle bir şekilde alakalı iki kelime seçiyor ve bunları yine kelimelerle bir şekilde ilişkilendirilmiş bir görselin üzerine yerleştirerek takipçilerimize servis ediyoruz.

Kelimeler birbirinin zıddı olabilir, anlam olarak karıştırılıyor olabilir, birbirini çağrıştırıyor olabilir, yazılışları benzer-anlamları oldukça alakasız olabilir, hiç önemli değil. Önemli olan kelimenin tek başına değil, çiftler halinde ve bir görsel eşliğinde öğrenilmesi. Özellikle YDS gibi sınavlarda çıkmış, veya çıkması muhtemel ve takipçilerimizin işine yarayacak kullanışlı kelimelerle çalışıyoruz.

İngilizce Öğrenmede Görsel Etkisi

İkinci koşul olan görsel de, en az kelimeler kadar önemli. Dümdüz bir zemin üzerine onlarca kelime yazarak paylaşabilirsiniz. Çarpıcı bir görseliniz yoksa, vurucu olamayacaktır.

Fotoğraf hikayeleri serimizde de, işte bu görsellere yani fotoğraflara konu olan mekan, bina, şehir hakkında kısa bilgiler vererek, takipçilerimizin kelimeleri fotoğraflarla ilişkilendirme sürecini pekiştiriyoruz. Kelime Delisi’nin dünyanın dört bir yanından kendi çektiği fotoğrafları kullanarak servis ettiği kelimelerin akılda kalıcılığı, takipçilerimiz tarafından da doğrulanmıştır.

Etimoloji Denen…

Kullandığımız ikinci yöntem ise etimoloji (kökenbilim) uygulamaları. Bir dildeki tüm kelimeleri bilmenize imkan yok. Anadilimiz Türkçe’de dahi, bilmediğimiz o kadar çok kelime var ki… Ancak sadece bir kök/ek (önek/sonek) öğrenerek, o kökten türeyen belki de onlarca kelime öğrenebileceğiniz bir yöntem varsa o da etimoloji bilmektir.

Etimolojik kökenini doğru bildiğiniz kelime hakkında, daha önce hiç duymamış olsanız dahi bir çıkarım yapmanız ve dahi çıkarımınızın doğru olma olasılığı oldukça yüksektir. Örneğin İngilizce’ye Latince’den, Yunanca’dan ve çoğu Avrupa dillerinden olmak üzere diğer dillerden geçmiş çok fazla kelime var (Türkçe’den bile İngilizce’ye geçen kelimeler mevcuttur. Bunlarla ilgili bir çalışma ayrıca sunulacaktır). Özellikle YDS, YÖKDİL, YKSDİL gibi ülkemizde elzem dil sınavlarına hazırlanan takipçilerimiz için kelimelerin kökenlerini bilmek, eşsiz bir kelime çalışma stilidir.

Etimoloji, sınavlarda etkisini göreceğiniz katma değerin yanısıra, gerçek hayatta karşılaşacağınız bilgi yarışmaları gibi konularda da avantaj kazanmanızı sağlayacaktır. Kökenbilim konusunda ilginiz varsa, etimoloji serilerimizi incelemenizi tavsiye ederiz.

İkinci Dil Yetmiyorsa

Son olarak daha ekstrem durumlar için önerimiz: halihazırda ikinci bir dil biliyorsunuz (mesela İngilizce) ve üçüncü bir dil öğrenmeye başladınız (velev ki İspanyolca öğrenmeye heveslisiniz) diyelim. Öğrenme sürecini ikinci dil üzerinden yürütmeniz avantajınıza olacaktır. Sebebi ise, özellikle yakın veya aynı dil ailelerinden gelen dilleri öğrenmek, hem iki dil arasında paylaşılan kelimelerin yüzdece çokluğu hem de benzer sentaks (kelime dizilişi) yapıları gibi etkenlerden ötürü görece kolay olacaktır. Türkçe bu konuda Avrupa dilleri ile pek benzeşmemektedir. Özellikle simültane tercümanların en büyük kabusu, Türkçe’nin sentaksının Avrupa dillerinden farklı olmasından kaynaklanır.

Mesela Latince kökenli (İspanyolca, Portekizce ve İtalyanca gibi) diller arasında benzerlik/ortak kelime yüzdesi fazla olacağından, öğrenme sürecinizi bu minvalde yürütmeniz, süreci kısaltması ve kolaylaştırması bakımından mantıklı olacaktır.

Kelime Delisi’nin Manifestosu olarak kabul edebileceğimiz bu yazıdan şimdilik bu kadar.

Öğrendiğiniz güzel kelimeleri dostlarınızla paylaşmayı unutmayın.

“İngilizce Öğrenmek: Kelime Delisi’nin Manifestosu” için 2 yanıt

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir